MuratKgirgin

WEB, RIA, Ben ve Ötekiler

About Us (ben ve öteki ben)

İnsanın kendini anlatması çok embesilce. Freud da aynı şeyi düşünüyordu ki psikanaliz diye birşeyi uydurdu besbelli!

neyse; usûldendir anlatalım.

Çocuk İzmir!
30 yaşımı çoktaaan aştım. Güzel İzmir’ in şirin bir kasabasında doğdum. (o zamanlar İzmir gerçektende çok güzeldi!). Hellen, greek- roma uygarlığının izlerini 2000 yıllık barbar uygarlığı henüz silememişti. Asklepion da ilk aşkı, akropolde ayrılığın hüznünü mübadil rumların boynu bükük evlerini , kahvehaneye çevrilmiş kiliseleri havraları gördükçe “farklı” bir çocuk oluverdim. Çok şanslıydım!

Çocukluğum zeytin ağaçları arasında geçti. Dedemin zeytinyağı fabrikasında taze zeytinyağı kokusunu asla unutmayağım. Nasıl anlatsam bu duyguyu ? Anlatılmaz!

Neyse efendim, çocukluğumuz ET1 kanalını izleyerek, “orta ve uzun dalga” dan ege müzikleri dinleyerek geçti. TRT nin 4 saatlik sıkıcı yayınlarına iyi bir alternaif teşkil ediyordu benim için.

Kuzey ege dağlarının doruklarından ege adalarını gördükçe sınırlara ve yerçekimine hiç anlam veremedim. Kıta sahalığı sorununa da!

Bizim orada büyüyen çocuklar biraz ukala olurlar. Anlayış gösteriniz. Antik Yunanla süren simbiyoz tamamen yokoluncaya kadar da bu sürecek sanırım. Son zeytin ağacı kesilinceye kadar!

Allanoi yi sular altına gömerek, siyanürle altın ayrıştırıp atıkları canım zeytinliklerimizin içine boca ederek önümüzdeki bir kaç yılda çocukluğumun geçtiği coğrafyayı “tarihe gömecekler”. ülke kalkınsın canlar saoğolsun!

Ben sokratesin savunmasında 2. askerdim!

Gri Ankara!
Ankara evrenin en berbat şehridir! Ankara da anlam yoktur. Ankara’ da hiçbirşey yoktur. Arkadaşlıklar vardır, yalnızlık ve kitap okumak vardır ki bunlar ankarayla ilgili değildir. Daha doğrusu Ankara yüzündendir ve Ankara’ ya rağmendir…

Ankara da öğrencilik ettim efendim. Gazi Universitesinde Fransızca okudum. Oui, Je parle Français!

Gaziden çok ODTUdeydim. Beytepe ve DTCF de. Ankara Siyasal ve hukukta da bolca zaman geçirdim. Bu dönemde şu an hayatta “ol-a-mayan” hocalar da dahil olmak üzere onlarca hocanın dersine girdim. Odtüde, gazi iibf de yalçın küçük ün dersleri, mehmet ali kılıçbay, kadir cangızbay, iletişimde Ahmet Taner Kışlalı, SBF de Alaattin Şenel …

Övünmek gibi olsun. 95 yılında ODTU de kamu yonetimi okuyan 2 arkadaşımın bitirme tezlerini büyük oranda ben yazdım:-) . Feodalizm ve kapitalzm ve avrupada kentleşme vs konularında bol bol okudum.

Evrenin en iyi arkadaşları benimkilerdi! Arkadaş için herşey yapılırdı. Nasıl anlatayım. Anlatılmaz!

94-95 yılları arasında güvenlik sistemeri üreten bir fabrikada çalıştım. Uzun saçlı bir mavi yakalı olarak. Benim için ilginç bir deneyim oldu. Tayvandan gelen minicik monitorlere uygun baskı devreleri ve kontrol kartları yapıyorduk. Merak ve dikkatsizlik nedeniyle sağ işaret parmağım burada koptu. Yerine diktiler ama benim müzik yaşamım ikinci bir reenkarnasyona kadar hayal oldu.

Tabi bu vukuatdan sonra patronum bana müthiş bir hediye verdi. Kovuldum!
Gazi Üniversitesinde Gazi oldum! Okulu bıraktım. Çalışmaya başladım. Bu arada ODTÜ de bilgisayar labaratuvarlarına dadandım. İnternet denilen illetle tanıştım. İflah olmadım zaten ondan sonra.

95 yılında Apple ( şu aptal alet üzerinde) digital tasarımla haşır neşir oldum. Arkadaşlarımla beraber açtığımız ve sonu faciayla sonuçlanan EPOS isminde bir reklam ajansı deneyimi yaşadım.

96 yılında 20 yaşımda arkadaşım Fatihle SEKA nın iç piyasa fiyatlarının 1/3 fiyatına, Hindistan’ dan gelen yüzlerce ton kağıt/mukavva / bristolü satma çabamız Hindistan işci sınıfı ile birlikte sanki sözleşmiş gibi grev yapan şanlı liman işcilerimiz, AET muktesebatı ve idiot Ankara mafyası tarafından muazzam şekilde engellendi.

Bu anımdan hareketle başımızdan geçen matrak bir olayıda aktarayım efendim. Ben ve fatih sırt çantalarımız ve içlerinde kağıt numunelerimizle Ankaranın en büyük kağıt toptancısı ve matbaa sahibi bir firmanın ofisine girip “abi kağıt lazımmıydı? ” sorumuz üzerine, kırtasiye yan sokakta şeklinde yanıtlandı.

Sonrasında da hindistandan gelen tüm kağıtları kendilerinin almak istediklerini söylediler. İstanbul’ u aadık durumu ilettik herkese “eşit dağıtın” direktifi aldık.Tabi daha sonra bu abiler bizi epey de hırpaladılar. Orada “monopol” denilen oyunu öğrendim. 3. dünya ülkesi Türkiye’ nin kurallarıyla.
96 da Microsoft ‘un ofis kitaplarının türkçeleştirlmesi vs gibi saçma işler… O zamandan bugüne Microsoft la ilgili herşeyden şüphe ve nefret etmekteyimdir.

Bu donemde Neville Brody ve tasarımlarıyla tanıştım. Alaylı da olsam moders sanatları dijital sanatları, serigrafiyi, renk, tipografiyi öğrendim. Politik reklam üzerine düşündüm. Dünyanın farklı yerlerinden gelen sürekli yayınları kurcaladım. Yüzlerce afişden oluşan bir arşivim oldu. Hasip Pektaş ‘ da saygılarımı sunuyorum.
96-2000 arasında grafik ve multimedia ile yogun olarak ilgilenmeye başladım. Bu donemde freelancer olarak bol bol site yaptım. Onlar neler derseniz ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Mehmet Doğan gelsin görsün “çürük tasarımcı nasıl olur”:-)

96-2000 yılları arası çok okuyarak geçti. Türkiye Tarihi, Latin Amerika ve Sovyetler üzerine bol bol okudum. Aynı zamanda 3-4 “kağıt” derginin ankara sorumluluğu gibi işlerle meşgul oldum.

O sitelerden bazıları hala ayaktalar. O firmalar sitelerine bir virgül bile eklemişler. Aradan 10 yıl geçmiş neredeyse.! Türkiye de zaman ağır ilerliyor. Formel olarak boşluğu doldurmak kâfi, neyle doldurulduğunun pek bir önemi yok!.

Çok şanslıydım. Gtasarım denilen firmayı tanıdım. Dünyanın en iyi tasarım firmasıdır Gtasarım! 7 yıl önce fiilen bitmiştir. Ama efsanesi 70 yl daha sürecektir. Endüstriel tasarım ilkelerinin web arayuzune uyarlanması türkiye’ ye 10 numara büyük gelecek kamu için portal tasarımlarını yapan firma. Dünyanın ilk şirket bloglarından birisine sahip firma! Öğrenci evinde salonda kurulmuş bugün garanti bankası dahil olmak üzere pek çok firmanın, pek çok şey “borçlu” olduğu firma!

Bugün tercih yap deseler “maykrosoft” yerine gtasarımı tercih ederdim!. Yazık ki zamana ayak uyduramadılar!
Efendim, Ankara da sürekli olarak bir multimedia firmasında çalışırken, Türkiye’ nin ( ve Dünyanın) ilk coldfusion geliştiricilerinden biri olan arkadaşım İlker’ le(gtarasımda çalışıyordu) daha amadeus networku ortada degilken ve muhtmelen google patronlari ortalama yapıp babalarından aferin almaya çalışıyorken “akdeniz ülkelerinin tümünü kapsayan” bir otel rezervasyon sistemi üzerine epey bir kafa yorduk. Sermayedar aradık bolca. Doğuş Grubu dahil olmak üzere epey bi firmayla görüştük. Boş gözlerle bize baktılar sadece ve “çok güzel” dediler :-)
Proje, 3 kişilik proje ekibimizle ilkerin “abi biz türkiye’ de yaşıyoruz biz bu işi nası yapicaz” şeklinde yan çizmesiyle berhevâ oldu. Proje web uzerinen çalışıyordu ve desktop application uzerinden oteller odaların doluluk/boşluk durumlarını/ fiyatlarını güncelliyorlardı. Customeraar ise icq gibi bi arayuzden otellerle chatlesebiliyorlardı. B2B ve B2C ozaman icad edilmişmiydi pek çıkaramıyorum. Web 2.0 cılara duyrulur boyle birsey henuz yapılmadıysa oldukça tutabilir! Webrazzi uyuma!

Bizimde Silikon Vadisi ve ardından .Com Big Bang i, seklinde bir dibe çöküşümüzde oldu. Olmadı değil. Borsa ve finans dergilerinin ixir, superonline, 2000 yılında 2 milyon kişinin internet kullancısı olduğu balonu 146 mucidi telekom sayesinde yerle yeksan oldu.

İstanbul’ a!

Ekonomik kriz filan derken ben E-Kolay.net den iş teklifi aldım. Ankara’ dan istanbul’ a hicret ettim. Doğan Grubu ve güneşli plaza, ekolay.net , arabam.com, bigpara.com, mahmure.com vs vs. Az adam çok iş! Bol kahve uykusuzluk. dayanamadım ayrıldım.

Bu arada YTU nun yeni açılan multimedia ve iletişim tasarımı bölümü’ nün sınavına bi arkadaşımın ısrarı üzerine girdim. İlk sınavda 6. olmama rağmen “lanet olası teknik bir nedenle” yetenek sınavına giremedim. Ukte n!

O sene Mimarsinan Universitesi Tarih bölümünü kayıt yaptırdım. 7-8 yıl sonra genel kültür marifetiyle:-) Tarihi hep sevmiştim. Çok tarih okumuştum. Okumalıydım.
Tarabya da ilk ev. boğazdan geçen gemileri saymak. Ekimle arkadaşlık. Düşünceler, düşünceler…

2000-2001 yılı onlarca firmaya bir dolu site yaparak geçti. Kriz iş etiğini tarumar etti. Kadıköy-mecidiyeköyde şimdi Gold/Platin/teneke computer filan adını almış firmalar sayfası 5$’ a site yapıyorlardı. Bu alanı onlara bırakarak yine sürekli bir iş aramaya başladım.

Merkezi USA da bulunan şirin bir denizcilik firması için çalıştım. Rusya, ingiltere, USA daki pek çok firmaya tasarım yaptım.

Yeniden Ankara!

Sonra innova’ dan teklif aldım. Çalışmaya başladıktan 3 gün sonra bir kamu projesi için 10 gunlugune gittim ve 2 yıl dönemedim. Projeler projeleri izledi. Bankalara faturalama sistemleri, portaller, atm, kiosk uygulamaları vs .. zaman Ankara’ da geçmek bilmedi. 6 ay hem Ankara’ da hem İstanbul’ da evim vardı. Bi umut!

Zehra ile tanıştım hayatım değişti! Ankara daha katlanılır oldu benim için!
ODTU Teknokent de yemek saatlerini 15 dakika tutarak ODTU ormanında yürüyerek henüz üzerimizde nasıl bir etkisinin olacağını bilemediğimiz monitör radyasyonundan arınmaya çalışıyorduk. ODTU de bahar şenliklerini öğrenciler gibi karşılıyorduk.

Zehra e-learning uzerine ben de multimedia ve web uzerine kafa yoruyorduk. Ve muthiş bir ikili olduk. Kemal Mertli’ nin dediği gibi ” hem ıspanaklı börek yapıyor hem de coldfusion programlıyor” :-)
Yeniden İstanbul!

İstanbula dönme kararı. Zehra Siemens’ ten istifa ayrıldı. Ben de innova ITU Teknokent ofisine geçtim. 2003 yılında innovadan ayrıldım ve okulu bitirmek üzere hayatımı düzenledim ve sadeleştirdim.
Amacım okula dönüp bir an evvel bitirmekti. Okulu bitirdim. 5 Ay içinde 50 ye yakın ders vererek hemde! İnanımaz okudum. Ortalarda olmadığım sürede bu işi hallettim:-). Hatta ortalama bile yaptım! Kafama taktığım herşeyi yapabilirim demeye getiriyorum.

Bitirme tezim “sosyal bilimler ve bilişim” idi. Tezimi toparlayıp yakında mmistanbulda ve blogumda yayımlayacağım.

Bu süre zarfında Osmanlıca öğrendim. Çince ile tanıştım. Asya, Ortadoğu ve Bizans Tarihine dair bol bol okudum.

Bilgeadam da bir dönem Web/multimedia dersleri verdim. Amacım yaptığım işi ve deneyimlerimi paylaşmaktı. File > Open türü bir program eğitiminden hoşnut olmadım.

Bu arada 2003 yılı sonlarında MMIstanbul.org projesi için çalışmaya başladık. Amacımız multimedia ve web geliştiricilerinin kollektif olarak kendilerini yenileyebilecekleri , forum / program paylaşımının ötesinde “makale” ve deneyim paylaşabilecekleri sosyal bir topluluk yaratmaktı. Kuruluş sürecinde pek çok insan bu projeye destek oldu. Türkiye için yeni birşeydi ve herkes için bir “iyiniyet” anlamı taşıyordu.

MMIstanbul Istanbul lokasyonunda onbinlerce tasarımcı ve geliştiricilnin birbirleriyle dirsek teması içinde olabilecekleri bir platform olmayı amaçlıyordu. Bu hedefi ne kadar başardı tartışılır. Her ne kadar Web 1.0 da kaldıysa da bugün yine de benzerlerinin içinde hack/crack/rapidshare/ kavga gürültü barndırmayan ender web topluluklarından biri olarak ayaklarının üzerinde.

Ben şu anda MSU de BOST (bilgisayar ortamında sanat ve tasarım) bölümünde Yüksek lisans yapmakla meşgulüm. Tezi mi yazmaya da şimdiden başladım. Sanal Sosyal Networkler üzerine bol bol okuyorum. Bundan sonra belirgin tek amacım var o da üniversitede olmak.

Öte yandan yaklaşık 1 yıldır süren bitmek bilmeyen mmistanbul.org portalı ve yapıyoruz, yaptık, diyegeldiğimiz pek çok proje pek yakında birer birer yayına geçecek.!

Bu projelerin bazılarının global kullanıcılar için olduğunu şimdiden söyleyeyim.

Şu anda yazdıklarımı okuduğunuz blog da denilen sistem türkiyedeki bloglara ev sahipliği yapacak ilginç bir yer olacak. Tabii wordpress olmayacak. :-)
ve başka başka bi dolu birşey. Bunlar hakkında malumati sanirim başka bir baslik latında yapmak daha anmali olacak otopiyografi için yanlış bi yer.

KKSSSY ( Kısa Kısa Sıkça Sorulan Sorular ve Yanıtları )

+Nerelerdeydin?
evde

+Kilolar ne alemde?
epey verdim. az kaldı.

+Evde nasıl zaman geçirdin?

Coldfusion, flex kurcaladım. Coldfusion (scorpio), Apollo ve Fireworks 9 sürümlerinin beta testerlığı ile uğraştım. Şu anda spry frameworkun beta dan çıkması için sabırsızlık çekiyorum.

Tablosus CSS çalıştım. CS3 paketinde yer alacak tüm programları inceledim. Haftada 3 gün Adobe UG ve Developer Netwokunde Connect uzerinden eğitimlere katıldım.

Beni tanımayan binlerce insanın bloğunu takibettim. Dayanamayıp bazılarına yorum yazdım. Yaptığım işe dair, ülkemize ve dünyaya dair düşündüm. Şimdi kedimi birşeyler yazabilecek durumda hissediyorum.

+Amacın ne?
Yazmak.!Proje yapmak! Bundan sona da sanırım beni kimse tutamayacak. Siber çöplüğe yeni biri daha geldi! Vatana millete hayırlı olsun efendim!

+ MMIstanbul Portalı Ne zaman bitecek?
Şu anda bunu yanıtlayarak zaman kaybediyorum

+Web 2.0?

32y4ı23pıuhşkjwehrşkjwehşrkjhwıuosdıugğıdfg!

Hadi git!

peki

Ab-ı Hayat
Wordpress, zehra, zafer ekin karabay, P4 Intel, kahve, kitsch wp teması (WPDesigner), güneş ışığı, sigara ,last.fm, eleni tsangoloupulou, barok müzik, feyruz, marcel khalifa, inti- illimani mythos radio (selanik) ıspanaklı börek.